Katı tutumlarımızdan nasıl vazgeçebiliriz? Bunu görerek yapmak, duyarak yapmaktan (semi) daha zor görünüyor. Basir kelimesi görmek anlamında... Hani deriz ya basiretli davranmadı, ya da basireti bağlandı diye... Görme yöntemimiz ve bakış açımızla ilgili. Ya da olayı, durumu okuyamadı, anlayamadı deriz. Burada da okuyamadı derken basiretli bir şekilde durumu göremedi, değerlendiremedi anlamı kullanılır.
Tacirden beklenen basiretli davranmasıdır. Hile hurdadan kaçınmasıdır aslolan, kısaca kimseyi yanıltmamasıdır. Olanı, olduğu gibi, tam olarak, ne eksiği ne de fazlasıyla göstermesidir. Bire bin katarak değil. Başkalarının da en doğru şekilde algılamasını ve görmesini temin etmek tacirin asli görevidir. Acaba nelere tacirlik yaptığımızı hiç düşündük mü? İşte basiret de kalbe konan bir nurdur. Basiret kimi kula yaradılışta verilmiştir. Kimi de yaptığı çalışmalarla perdeleri açarak daha net görmeye başlar. Bunlar kalpleri açık kimselerdir. Basireti bağlananların ise körden farkı yoktur. ‘Gözleri var, ama onunla delilleri görmezler.’(Araf Suresi,179)
Dostlar bugünkü kelimemiz el-basir. Allah’ın o güzel esmasından 1 isim (esma-ül hüsna)
İşte Allahü Zülcelal BASİR ismiyle tüm mevcudatta gizli ve açık ne varsa herşeyi kemaliyle görmekte ve kendini bize tanıtmaktadır. Zikrin yapılışı ile kişide herşeyin hakikatini ve sebebini algılama gücü kuvvetlenir. Basireti açılır.
Farkındalık çalışmalarımızda ya da eğitimlerimizde hep doğru ve dürüst görmeden bahsederiz. Farketmek için önce gözlerimizle görürüz, bu görme elbette sadece fiziki gözlerimizle değil, kalp gözümüz vs. bir çok gözümüzle okunabilir.
‘Bir zamanlar şaşı baktığı için herşeyi çift gören bir bakkal çırağı varmış. Bir gün bakkal, çırağından arkaya gidip büyük yağ küpünü öne getirmesini istemiş.
Çırak arka tarafta ve ‘İki küp var, hangisini getireyim diye sormuş. Bakkal bu sorulara alışkın olduğundan derin bir iç geçirerek yeni bir yöntem denemeye karar vermiş. ‘Git bir tanesini kır ve diğerini getir!’
Yardımcısı gidip söylediğini yapmış, ama küplerden birini kırdığında diğeri de kırılmış’
Görüldüğü gibi hikaye, ikilik veya çokluk algılamalarımızın, şaşı bakkalın çırağının algılarından daha farklı olmadığını bize gösteriyor. Peki bizler hayata nasıl bakıyor ve nasıl görüyoruz? Hayatın hangi renklerinde seçici davranıyoruz? Ya da algıda seçiciliğimiz hangi boyutlarda? Görme eylemi neticesindeki görüşümüzü belirleyen hangi faktörler var? Hangi öğretiler doğrultusunda görüyor ve algılıyoruz?
Basiretle bakabilmek ve basiretle karar alabilmek. Görmek, basiretle değerlendirmek. Evrene ve kendimize basiretle bakabilmek, yani baktığımızda görebilmek ve herşeyden önemlisi çoklukta birliği görebilmek, çıraklıktan ustalığa geçebilmek.
Yalkın Tuncay
17 Eylül 2008 Çarşamba
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder